25 Kasım Cumartesi 2017 / 7 Rebiü'l-Evvel 1439

Şevval Ayı Orucu

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Bu yazıya oy ver)
Loading...

Şevval ayı orucu, halk arasında altı gün orucu diye bilinir. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu orucu bizlere tavsiye ediyor. Buyuruyor ki:
“Her kim Ramazan orucunu tutar sonra peşinden Şevval ayından da altı gün oruç tutarsa, bütün sene oruç tutmuş gibi olur.”

Bu nasıl oluyor?

Çünkü ibadetler on misli katlanıyor. Mevla Teala: “Her kim bir haseneyle gelirse, kendisine, onun on misli sevap vardır.” buyuruyor.

Bu hesaba göre, Ramazan ayı orucu, on aya karşılıktır. Şevval’de tutulan altı günün on misli de altmış gün eder, bu da iki ay olur.

Neticede bu şekilde oruç tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibi sevap kazanır. Yani az bir gayretle büyük bir kazanç elde etmiş olur.

Hazır sıhhatliyken, elden ayaktan düşmemişken bu fırsatları kaçırmamak lazım.

Bu altı gün orucu peş peşe tutmak şart değil, Pazartesi ve Perşembe günleri de tutulabilir.

Hem bu da sünnettir. Efendimiz Pazartesi, Perşembe orucu tutar ve buyururdu ki:

“Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allaha arz olunur.

Ben de amelimin oruçlu iken arz olunmasını isterim.”

Şevval Orucunun faziletiyle alakalı Süfyanı Sevri şöyle anlatıyor:

Ben Mekke-i Mükereme’de üç sene oturdum. Mekkelilerden bir kimse her gün Haremi Şerif’e gelir, tavaf eder, namaz kılar ve bana selam verip giderdi.

Gel zaman, git zaman, ben bu kişi ile tanıştım. Dostluğumuz daha da ilerledi, samimiyetimiz arttı.

Bir gün o kimse beni yanına çağırdı ve dedi ki: “Şayet senden evvel ölürsem, o vakit kendi ellerinle beni yıka, namazımı sen kıldır ve beni defneyle.

O gecede, ilk gece de beni terk etmeyip kabrimde geceleyerek, münkereynin sual sorması anında bana devamlı Tevhidi telkin et, diye vasiyette bulundu.

Ben de o kimsenin dediklerini yapmayı kabul ettim.

Bir zaman sonra o kimse vefat etti. Ben de, bana yaptığı vasiyete uyarak verdiğim sözü yerine getirdim. Defin işi de bittikten sonra, kabrinde gecelemeye karar verdim. Çünkü buna da söz vermiştim.
O gece kabri beklerken bana bir ağırlık çöktü, hafifçe dalmışım. O gece uyku ile uyanıklık arasında iken bir ses kulağıma çalındı:

Ya Süfyan! Beni korumana ve senin telkinine ihtiyaç kalmadı.

Artık sen gidebilirsin, diye bir ses işittim. O zaman ben de kendisine sordum:

Ne sebeple bu lütfa eriştin, bu fazilete nail oldun? Cevaben dedi ki:

Ramazanı Şerif’in orucunu tutup, Şevval’den altı gün daha ekleyerek oruç tutmam sebebiyle.

O zaman ben uyandım. Yanımda kimseyi görmedim. Gördüğüm bu zuhurata tabi olayım mı, olmayayım mı, tereddüt geçirdim.

Abdest aldım, iki rekat namaz kıldım, tekrar uyudum. Böylece hafiften gelen sesi üç kere duydum. Anladım ki bu Rahmânîdir.

Şeytandan değildir. O zaman kabrin yanından ayrıldım. Şevval orucunun fazîletini, yardımını böylece kavramış oldum ve şöylece dua ettim:

“Ya Rabbi! Beni Ramazan Ayı’nın orucuna ve Şevval’den (Ramazanı Şeriften sonra gelen ay) altı gün oruç tutmaya muvaffak kıl” ve Allah-u Teala beni bu işe muvaffak kıldı ve bunu bana nasip etti.”

Evet bir Hadisi şerifte “Üç şey gelir mezara kadar. İkisi döner bir kalır.

Evladın ve malın gider ibadetin kalır.” buyrulmuştur.
Şayet bu dünyada yaptığımız Salih amellerimiz varsa o karanlık kabirde bize arkadaş
olacak.

Rabbim bizleri salih ameller yapabilmeye muvaffak eylesin, Şevval ayı orucunu da kolaylıkla tutabilmek nasip eylesin.

Amin

Fi Emanillah!

 

Kaynak: Mustafa Özşimşekler HocaEfendi

Bu yazıyı paylaşın.

PinIt

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2005-2017 www.islamiyet.gen.tr All rights reserved.
Bu sitede yer alan bilgileri kaynak göstererek yayımlayabilirsiniz.
Yukarı