Muharrem ayının onuncu günü olan Aşûre günüyle beraber ya ondan bir gün evvel ya da ondan bir gün sonra (yani Muharrem’in 9 ve 10 veya 10 ve 11) olmak üzere iki gün oruç tutulur ki sünnettir. (Alemgir, el-Fetava’l-Hindiyye. 1/202) Büyük mükafatı vardır. Ebû Katade (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Aşûre günü orucunun, önceki yılın günahlarına keffaret olacağını ALLAH Teâlâ’nın rahmeti’nden umarım” (Tirmizi. Savm: 48) buyurmuşlardır.
İslâm tarihinde birçok önemli olayın cereyan ettiğine inanılan Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz.
Muharrem ayı müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i Ekrem (sav) Efendimiz Mekke’de on üç yıl insanları Allah’a davet etti. Bu daveti kabul etmeyen müşrikler Hz. Peygamber ve müslümanlara büyük acılar çektirdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye hicret etmelerini emretti. Kendisi de miladi 622 yılında, Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye doğru yola çıktı. İslâm tarihinde bir dönüm noktası olan bu mukaddes yolculuk daha sonra Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edilmiş, 1 Muharrem hicri yılbaşı olarak ilan edilmiştir.
Yüce dinimiz İslam, müminleri kardeş ilan etmiş, aralarındaki sevgi ve saygı bağlarını diri ve canlı tutacak emir ve tavsiyelerde bulunmuş, kin ve nefrete sebep olacak söz ve davranışlardan şiddetle sakındırmıştır. Nitekim sevgili Peygamberimiz (sav) “Kendiniz için sevdiğinizi, din kardeşiniz için sevmedikçe kamil mümin olamazsınız ” buyurarak kendimizi düşündüğümüz kadar, din kardeşimizi de düşünmenin aramızdaki sevgiyi artıracağına işaret etmiştir. Sevgi bekliyorsak sevmeli, sevgi biçmek istiyorsak sevgi ekmeliyiz. Ekmeden biçilmez.
Muhterem cemaat!
Hz. Âdem’den bizim peygamberimize kadar gelen bütün peygamberlerin en önemli hedeflerinden biri, insanoğlunun nefsanî zevklerine esir olmasını önlemek olmuştur.
Son birkaç asırda dünyada güç kazanan inkârcı ve maddeci ideolojilerin tesiriyle modern insan aşırı derecede bencilleşti, nefsini putlaştırdı ve zalimleşti. Bunun bütün insanlığı tehdit eden ağır sonuçları, belaları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
“İnsanoğlunun eliyle ürettiği şeyler yüzünden karada ve denizde fesat doğdu” meâlindeki âyette zikredilen “fesat”tan maksat da bu nevi küresel belalar olmalı…
Değerli müminler!
Şükürler olsun Allah’a! Millet olarak güzel bir Ramazan geçirdik. Rabbimizin buyruklarına, Peygamberimizin yoluna uyarak oruçlarımızı tuttuk, namazlarımızı, teravihlerimizi kıldık. Camilerimiz dolup taştı. Oruçlarımızla açlığı paylaştık, iftarlarımızla soframızı paylaştık. Gönüllerimizde kardeşliği paylaştık. Zekât, fitre gibi hayırlarımızla mallarımızı paylaştık.
Velhasıl, bencilliğin, çıkarcılığın küresel acılar doğurduğu bir dünyada insanlığa örnek olacak güzellikleri yaşadık, yaşattık.
Bu Ramazanda bazı acı olaylar da oldu değerli müminler… Bir sel felâketi yaşadık. Ölenlere Allah rahmet eylesin. Ancak toplum olarak bu konular üzerinde...