Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir. (TAHA/132)
Bir ihtiyar... Ömrünün son demlerini yaşamakta... Yolculukta...Azığı bitmiş. Aç.
Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor... Hoş geldin diyen yok, perişan
haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle
bakıyorlar... Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek
başına camide. Allah'ın evinde. Allah'ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de
açlıktan.
Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar.
Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar.
Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir
kağıt. Kağıt boş değil. Bir yazı:
- Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir
etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alı istemiyoruz. Kefeniniz de sizin
olsun!
Aman... Aman... Dikkat. Gelen Allah misafiridir... Aman... Aman ha.