Ramazan ve Oruç

Müminler! Cumanız mübarek olsun… Beklenen bir geliş var… Manevi susuzlukların ırmak olduğu günlerimize, üç aylarda rahmete susamış gönüllerimize bir geliş var. Bir sultan gibi; bir ferman gibi… Rahmet rahmet üzerimize yağmak için; hasret hasret ufkumuza doğmak için bir geliş var…

Mü’minler!
O geliyor. Onu tanırsınız siz, iyi bilirsiniz… Bir yıl evvel yine böyle bir zamanda gelmişti. Onu tanırsınız; hani sevinçler ve müjdeler kânıydı; hani on bir ayın sultanıydı… Mü’minler, kararan ruhlarımızı nur ile doldurmak, ham gönüllerimizi sevap ile oldurmak için, sultan geliyor, mâh-ı gufrân geliyor.
Mü’minler!
Yıllar yılıydı… Kutlu zamanlarda saadet çağıydı… İnsanlık sancıdan, insanlar acıdan kurtulmadaydılar birer birer… Yaratılanların en şereflisine ayların en şereflisi verilmişti. Şifa diye, gufranımız, bağışlanmamız için; vefa diye biraz da aşkın ateşine yanmamız için… Çağlar vardı, zaman akmıştı ve sevgililerin en sevgilisine ayların en sevgilisi verilmişti. Kardeşliğimizi hatırlayalım, küskünsek barışalım diye; yoksula yardım edip meleklere karışalım diye… Selamımız salavatımız olsun diye; kurtuluşumuz beratımız olsun diye…

Mü’minler!

Sultan geliyor madem, usulünce karşılamak gerek; sultan gelince de sultanlar gibi yaşamak gerek… Gelin o halde, bu sene orucu oruç gibi tutalım ve mahyalarımızı  gönüllerimize bağlayalım; gelin bu sene oruç ile çelişen günahlarımıza durmadan ağlayalım. Geceler ibadetimiz olsun, oruçlar hidayetimiz olsun gelin… Mazlumların ahını gidererek başlayalım imsaklara ve iftar için ellerimiz uzansın uzaklara, daha uzaklara… Gelin, uzakları yakın etsin oruçlarımız bu sene; isyanlardan hidayete akın etsin oruçlarımız bu sene. Gelin, hayatı cadde cadde zarafetle buluşturalım; gelin, sokaklarda renk renk iftarlar oluşturalım.

Mü’minler!

Hak Teâlâ size, “Ey iman edenler” diyor, “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”1 Dikkat buyurunuz, “Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için” diyor bunu, “Allah’a karşı gelmekten sakınmamız için…” Üç günlük yolda… Ve üç gün sonra… O geldiğinde efendiler, üç gün sonra üzerimize güneş doğduğunda… Sultan şehrin kapısından girdiğinde… Kalplerimizdeki zifiri karanlıkları yıkmak üzere, yâdıyla dudaklarımızı kanatan hasretleri yıkamak üzere… Kırın içinizdeki kötülük fincanlarınızı, ve asi iseniz ıslah edin canlarınızı. Pişmanlıklarımız gülümseyişlerle tutsun ellerimizden ve iftar sevinçlerine karışsın aminlerimiz; çoğaldıkça çoğalsın dualarımız. Her gece gülün yâdı gül dudaklarda okunsun, her akşam iyilikler desen desen dokunsun…
İki sevinç arasında, bunda ve ötede, müjdelenen iki sevinç arasında bir alev gibi yansın ruhumuz, bir anda tutuşsun amel defterlerimizin kara sayfaları, inşallah tertemiz olsun.

Mü’minler!
Üç gün sonra o geliyor… Yüce Allah’ın gufranı, nebiler nebisinin fermanı ile geliyor. Hani “Oruç perdedir” demişti, sevgililer sevgilisi, hani “Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın, oruç perdedir…”2 demişti.
Mü’minler! Gelin hakiki oruçlarla iftar açalım bu sene; gelin orucu perde edinelim de cümle kötü amellerden kaçalım bu sene. Gelin, camiler salavatlarla dolsun ve oruçlarımız gerçek oruçlardan olsun… Riya ve gösterişten arındırıp kendimizi Allah’ın gufranına erelim, nur elbiseler giyinip kutlu kapılardan girelim. Rabbimiz! Ramazan’a ulaştır bizi, affına yaklaştır bizi… İftar dakikasında düğümlenen zamanı hayırla paylaştır bize; nefesi gül kokanın yolunda engelleri aştır bize. Sofralarımıza Halil İbrahim
bereketleri dökülsün, dillerimizden münacatlar ve dualar dökülsün.
İlahi! On bir ayın sultanı hürmetine muradımızı ver bize, iyileştir içimizdeki yaraları, ağız tadı ver ülkemize.
İlahi! Orucu tuttur bize… İlahi, oruca tuttur bizi…
Mü’minler! Cumanız mübarek olsun, ramazanınız bayrama ersin…
1 Bakara, 2/183.
2 Müslim, Sıyâm, 163.
Hazırlayan: Prof. Dr. İskender PALA

Exit mobile version