Peygamberimizin Ahlakı

Muhterem Müminler!
Yüce Allah bizleri kendisine kul olarak yaratmış, kulluğun nasıl yapılacağını göstermek için de peygamberler göndermiştir. Peygamberler Allah’ın istediği hayatı en iyi şekilde yaşayan, insanlara önderlik eden kişilerdir. Hz. Muhammed (s.a.s) de son peygamberdir. Biz bütün peygamberlere iman eder, saygı duyarız, fakat uyulması gereken ilâhî mesaj olarak son peygamberin getirdiği Kur’an-ı Kerîm’i kabul ederiz. Yüce Rabbimizin “Hiç şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin” buyurduğu Efendimiz, İslam’ın üstün ahlak ve fazilet değerlerini bütünüyle şahsında toplamıştı. Kendisi de bir hadis-i şerifinde: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.
Resûl-i Ekrem Efendimiz çocukluğunda, gençliğinde ve olgunluk çağlarında ahlakî zaaf içerisinde olmamış; kötü ve çirkin davranışlarda bulunmamıştır. İçinde bulunduğu toplumun huzuru için kendine düşen görevi hakkıyla yerine getirmiş; kargaşa ve düşmanlığa sebebiyet verecek meseleleri, çatışmaya mahal bırakmadan sulh yoluyla çözmeyi başarmıştır.
Muhterem Müslümanlar!
Ashabı Peygamberimizi, o da ashabını çok severdi. Büyük küçük, zengin, fakir ayırmaz, herkese şefkat ve merhamet gösterirdi. Kimsenin kalbini kırmaz, daima güzel söz söylerdi. Yoksulların, boynu büküklerin gönlünü alırdı. İsraf ve gösterişten uzak, sade bir hayat yaşardı. Evinde daima güler yüzlü davranır, hanımlarını ve çocuklarını incitmez, nezaketle hareket ederdi. Kimseye kaba davranmaz ve büyüklenmezdi. Ayakkabısını tamir eder, elbisesini dikerdi.

Değerli Müminler!
Peygamber Efendimiz çocukları, çocuklar da onu severdi. Onları kucağına alır, rastladığında selam verir, bazen de oyunlarına katılırdı. “Büyüklerimize saygı göstermeyen, küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir” derdi. Allah’ın hükümlerini uygularken adil davranır, kimseyi kayırmaz, her şeyi hak ölçülerine göre değerlendirirdi. İnsanları İslam’a davet ederken nazik davranır, konuşması kısa, öz, samimi ve muhatabının seviyesine uygun olurdu. “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” derdi. O verdiği sözde durur, yaptığı anlaşmalara bağlı kalır, emanete riayet ederdi.
Allah Resulü cömertti. Kendisinden bir şey istendiğinde varsa verir yoksa olduğunda vermek üzere vaad ederdi. Akraba ve komşu haklarını korurdu. Hastaları ziyaret eder, misafirlerine ikramda bulunurdu. Temizliğe ve sadeliğe önem verir, yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. Misvak kullanır, beden temizliğine dikkat ederdi. Aza kanaat getirir, hayata iyimser bakmayı tavsiye ederdi. Gönlü zengindi. Affetmeyi severdi. Kimseyi incitmezdi. Bir defasında huzuruna gelen birisinin titrediğini görünce “Rahat ol, ben kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” diyecek kadar tevazu sahibiydi. İbadetine düşkündü, farzlardan başka nafile ibadetler de yapardı. Rabbini düşünür, tefekkür eder, gözyaşı dökerdi.

Muhterem Kardeşlerim!
İnsanlar, hatta müminler arasında kin ve nefretin arttığı, güven duygusunun azaldığı, çatışmaların alevlendirildiği günümüzde, sevgili Peygamberimizi anlamaya, anlatmaya ve onun sevgisi etrafında birleşmeye ne kadar ihtiyacımız var. Önceden olduğu gibi günümüzde de Efendimiz, dünya ve âhiret saadetimiz için yegâne örnektir. Allah bizleri O’nun yolundan ayırmasın. Salât ve selam onun üzerine olsun.

Şaban KURT
Tozkoparan Camii İmam-Hatibi
GÜNGÖREN

Kalem, 68/4.
Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 381.
Ebû Dâvûd, “Akdiye”, 12; Tirmizî, “Ahkâm”, 17.
Buhârî, “Edeb”, 21; “İsti’zân”, 15; Müslim, “Âdâb”, 14-29; “Selâm”, 15.
Tirmizî, “Birr”, 15; Ebû Davud, “Edeb”, 66.
Buhârî, “İlim”, 11.
Buhârî, “Büyû”, 13; “Edeb”, 31, 85; Müslim, “Birr”, 20; “Fedâil”, 57; Tirmîzî, “Et’ime”, 39; İbn Mâce, “Tahâret”, 7.
İbn Mâce, “Et’ime”, 30.
Buhârî, “Edeb”, 6; Müslim, “Cennet”, 46, “İman”, 346.

Exit mobile version