Cömertlik

Değerli Müminler!

Cömertlik insanı bencil duyguların esaretinden kurtaran erdemlerden biridir. Rabbimiz “el-Kerîm”dir. “Zü’l-celali ve’l-ikram”dır. Yani, kullarına karşı sonsuz derecede cömerttir; şefkati ve ihsânı sınırsızdır. Rabbimiz isyânlarımıza ve günahlarımıza bakmaksızın nimetleriyle bizleri donatır.

Cömertlik, birisinin bir şeyi istemesini veya hak etmesini beklemeden verebilmektir. Gösteriş yapmadan, kimseyi incitmeden, yapılanı başa kakmadan, sahibine göre değerli olan maldan, karşılık, teşekkür ya da övülme beklemeden yapıldığında anlam kazanır. Cömert kimse veren değil, verdiğine sevinen kişidir. Cömert insanlar, kendileri yemekten çok başkasına ikram etmekten zevk alırlar. Onların kapıları, sofraları ve kalpleri sürekli açıktır. Güler yüzlü, tatlı dilli ve hoşsohbettirler. Aynı zamanda dost canlısıdırlar. Maddi durumları ne olursa olsun, az çok demeden, sürekli ikram ederler.

Cömert kimsenin kazancı ve malı bereketli olur. Cömertlik yerli yersiz saçıp savurmak değildir. Nimetin kıymetini bilerek ihsanda bulunmaktır. Yüce Kur’an bu hususta şu ölçüyü koymuştur: “ne ellerini boynuna bağlayıp kilitli tut, ne de sonuna kadar aç; böyle yaparsan, kınanan, yapayalnız ve yoksul biri olup çıkarsın.” (1). Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ Rasûlullâh’ın kendisine şöyle buyurduğunu söyler: “Kesenin ağzını sıkma! Allâh da sana nasibini sıkarak verir!” (2). “Malını sayıp zaptetme, Allâh da sana karşı nîmetini sayıp esirger. Paranı çömlekte saklama, Allâh da senden saklar. Gücün yettiği kadar az da olsa sadaka ver” (3).

Muhterem Cemaat!

Cömertlik bazen muhtaç bir kimseye uzanan yardım eli, bazen da kırık bir gönüle ferahlık veren tesellidir. Kimi zaman bilgilendirme, kimi zaman hastaya sunulan ilaç, bazen affetme bazen da içten gelen bir tebessümdür. Yapılacak tekrarlar cömertliğin adeta ikinci bir fıtrata dönüşmesine ve insanda güçlü bir karakter haline gelmesine imkân sağlar. Hz. Peygamber’in “kerem”i konusunda en güzel sözü Mekke’nin fethinde Kureyşliler söylemiştir. Allah Resulü fetih günü yaptığı konuşmadan sonra halka: “Şimdi hakkınızda benim ne yapacağımı tahmin edersiniz?” diye sordu. Kureyşliler: “Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeş oğlusun! Bize ancak hayır ve iyilik yapacağına inanırız” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Benimle sizin durumunuz Yûsuf ile kardeşlerinin durumuna benziyor. Ben de size Yûsuf’un kardeşlerine dediği gibi şöyle diyorum: ” Bugün ayıbınız yüzünüze vurulmayacak. Allah günahlarınızı bağışlar. Çünkü O acıyıp bağışlayanların en yücesidir!” (4)

Cömertlik, yalnızca varlıklı kimselerin özelliği değildir. Çünkü sevaplar, verenin gücüyle orantılıdır. Verilen şeyin miktarından çok, kişinin fedâkârlık derecesi önemlidir. Ebu Hüreyre (r.a) rivayet ediyor: Peygamber efendimiz `bir dirhem, yüz bin dirhemi geçti.` buyurduğunda bu nasıl olur ey Allah’ın elçisi? diye soruldu. `Bir kimsenin iki dirhemi vardı yarısını sadaka olarak verdi. Bir başkası da oldukça zengin birisiydi. Malından yüz bin dirhemi sadaka olarak verdi” şeklinde cevap verdi (5). Allah Resulünün beyanından anlıyoruz ki birincinin verdiği sahip olduğu malın yarısına, diğerinin verdiği ise belki yüzde birine denk düşüyordu.

Sözün özü, cömertler parayı harcar, para ise cimrileri… Cimrinin parası esareti, cömerdin parasızlığı özgürlüğüdür.
(Dipnotlar: 1. el-İsrâ 29; 2. Buhârî, “Zekât”, 21; 3. Müslim, “Zekât”, 88; 4. Yûsuf 12/92; 5. Nesâî, “Zekât” 49.)

Dr. Kamil Yaşaroğlu

Marmara Ü. İlahiyat Fakültesi Ö. Üyesi

Exit mobile version