Çanakkale Şehitlerine

Kardeşlerim!

Bir ayet-i   kerimede   ve   devamında   Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine şunu müjdelemek isterler: Onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. Ve yine onlara Allah’ın lütuf ve nimetini ve Allah’ın, müminlerin ecrini asla zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.”1

Bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa bile dünyaya bir daha  dönmeyi  arzu  etmez.  Ancak  şehit  bunun dışındadır. O cennette gördüğü yüksek itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”2

Aziz Müminler!

Bundan   tam   100   yıl   önce   Çanakkale’de   bütün dünyaya  karşı  “Çanakkale  geçilmez”  diye  bir  destan yazıldı.  Tarihte  emsali  az  görülen  bir  zaferle  düşman orduları bozguna uğratıldı. Allah yolunda, din, iman, millet, vatan,  bayrak,  hak,  adalet,  erdem,  fazilet  ve  mukaddesât uğrunda  Mehmetçiklerimiz  kahramanca  savaştılar.  İ’lâ-yı kelimetullah için mücadele ettiler. Din-i Mübin-i İslâm için kanlarını ve canlarını feda ettiler. Şehadet şerbetini içtiler. En yüce mertebeye eriştiler. Tevhidi savundular. İslâm’ın izzet ve şerefini korudular. Müslümanların haysiyet ve onuruna halel getirmediler. Mabetlerimize namahrem eli değdirtmediler. Şehadetleri dinimizin temeli olan ezanlarımızı susturmadılar. Fakirlik, yokluk ve imkânsızlıklar içerisinde çarpıştılar, fakat hiçbir zaman geri çekilmediler.  İman  dolu  göğüslerini  siper  ettiler, imanlarıyla, cesaretleriyle, fedakârlıklarıyla, Allah’ın inayet ve yardımıyla büyük bir zafer kazandılar. Çağdaş dünyaya da savaş ahlakını ve savaş hukukunu öğrettiler. Yeri geldiğinde yaralı düşman askerlerini sırtlarında taşıdılar, onlara kırbalarından su içirdiler. Savaş ortamında bile insanlığın ölmediğini bütün dünyaya gösterdiler.

Kardeşlerim!

Çanakkale, dağların, taşların şüheda gövdesine büründüğü diyardır. Çanakkale, karasıyla, deniziyle bir hilal  uğruna nice güneşlerin battığı yerdir. Anadolu’nun her evinden, Rumeli’nin her bölgesinden, İslâm coğrafyasının her beldesinden; Şam’dan, Bağdat’tan, Filistin’den, Beyrut’tan, Kahire’den, Kosova’dan, Üsküp’ten, Saray- Bosna’dan son ehli salibin salvetini yıkmak için ölesiye kardeş olan şehitlerimizin memleketidir Çanakkale. Dilleri, kavimleri, ırkları, beldeleri farklı ancak imanları, idealleri, azimleri, gayeleri, niyetleri, duyguları bir olan, Mehmetçiklerin bir arada can verdiği mekândır Çanakkale. Cennetü’l-baki’ ve cennetü’l-mualla misâli, dünyanın en yüce, en ulvi, en mukaddes şehitliklerinden biridir Çanakkale.

ymetli Kardeşlerim!

Şehitler,  bizim  istikbalimizdir.“Toprak  eğer uğrunda ölen varsa vatandır” düsturunca bu toprakları, bizlere,  onlar  vatan  kıldılar.  Onların  ışığı  yurdumuzu, milletimizi her daim aydınlatmaya devam edecektir. Millet olarak bugün  bizlere  düşen,  şehitlerimizin  aziz hatırasını ruh ve gönül dünyamızda yaşatmaktır. Onların uğruna canlarını verdikleri yüce değerlere sahip çıkmaktır. İhanet içinde  olmamaktır.  İstiklalimizi  korumaktır.  İstikbalimiz için çalışmaktır. Gelecek nesillerimizi Çanakkale ruhuyla yetiştirmektir. Her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış bu toprakları hayırlı hizmetlerle imar etmektir.

Millet olarak hepimize düşen, Çanakkale’de medfun bulunan şehitlerimizin aziz ruhlarındaki muhabbet ve birlikteliği, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yaşamaktır. Kardeşliğimizi,  birlik  ve  beraberliğimizi  bozmak isteyenlere; aramıza fitne, fesat ve nifak tohumu ekmek isteyenlere asla fırsat vermemektir. Bugün de aynı iman, aynı gaye, aynı azim, aynı niyet, aynı duygulara sahip kardeşler topluluğu olarak barışı, huzuru, kardeşliği, adaleti, fazileti yeniden egemen kılmaktır. Unutmayalım ki, millet olarak   tarihten   ibret   alıp   Çanakkale   ruhunu,   birlik, beraberlik ve kardeşlik şuurunu diri tuttuğumuz müddetçe ulaşamayacağımız hiçbir hedef, başaramayacağımız hiçbir iş, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur. Yeter ki tefrikaya düşmeyelim. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif, ne de güzel ifade etmiştir: Girmeden  tefrika  bir  millete,  düşman  giremez, Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”

Kardeşlerim!

Şu  mübarek  Cuma  vaktinde,  geliniz,  hep  birlikte Çanakkale’de  omuz  omuza  çarpışan  kardeşlerimizin şuurunu  yüreklerimizde  hissederek,  geçmişte  olduğu  gibi gelecekte  de  birlikte  olmayı  dileyerek,  Rabbimize  şöyle yalvaralım: “Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı mağfiret eyle! Ayaklarımızı yolunda sabit  eyle!  Kâfirler  güruhuna  karşı  da  bize  yardım eyle!”3

 

1 Âl-i İmrân, 3/169-171.

2 Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre, 109.

3 Âl-i İmrân, 3/147.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Exit mobile version